Ahtapotlar keşfedildikleri günden bu yana insanları büyülemeye devam ediyor. Sahip oldukları ve insanlara göstermekten çekinmedikleri şaşırtıcı özelliklerin yanı sıra, göstermek istemedikleri birçok gizemli tarafları da var.
Muhteşem okyanusların en gizemli hazinesi gibi, görünüşte sonsuz karmaşık yapısında büyüleyici bir gizem var.
Ama burası narsisist, bencil ve zalim insanların hükmettiği bir dünya.
İnsanlar başka bir dünyadan gelen zeki ve görkemli yaratığa bile tahammül edemiyor. Onu küçümsüyor ve güçlerini gösterircesine katlediyor ve yiyorlar. Her zamanki gibi değerli olanı yok ediyorlar.
Kimse ahtapotları anlamıyor.
Fantezi edebiyatı sonsuzluktur. Onu hiçbir kaba sığdıramazsınız ve asla sınırlayamazsınız. Tamamen bir gizem ve harikalarla dolu büyüleyici bir evrendir. Bazen bu acımasız ve merhametsiz çağın karanlığında hayatta kalmak için fanteziye ihtiyacımız olur. Bazen kendi iç dünyamızın kaosundan kaçmak ve temiz hava almak isteriz. Bazen sadece eğlencedir.
Öyle ki, fantastik, başından beri mantığın tam tersi olarak bize sunulmuş. Fantezide var olan her şey düş ve hayalden başka bir şey değildir. Ayrıca mantıktan kopuk veya cehalet halinde bir sonbahar yaprağı gibi etrafta sürüklenen bir ruhun hayal gücünün ürünü de olabilir. Fantezi, algılanan "gerçekliği" ihlal eden her şeydir. Fantezi kelimesinin kökenini sorguladığımızda, Orta Çağ'dan günümüze farklı anlamlara sahip olduğunu görürüz: Hayalet, hortlak, boş düşler ve fanteziler, gerçek dışı imgeler, peri masalları...
Kime göre ve neye göre?
Fantezi, içeriği ve sunduklarıyla tam anlamıyla gerçeğin beynidir. Tıpkı sekiz kollu ve her biri kendi beynine sahip bir ahtapot gibi, fantezi edebiyatı sonsuza uzanan kadim edebiyat ağacının en gizemli dalıdır. Tıpkı alizarin, bordo, menekşe, safran, zümrüt, kehribar ve binlerce rengin sonsuza uzanan büyülü uzay dokusunda sessizce süzülmesi ve zifiri karanlık bir hiçliği süslemesi gibi, o da edebiyatı süsler.
Geçmişten günümüze, günümüzden de geleceğe devam edecek olan bu tür, adeta insanın yaratılıştaki gizemli macerasına da bir nevi parmak basıyor. Evren, insanoğlu, yaşam, gezegenler ve tüm canlılar birer fantastik kurgu karakterleri ve hikâyeyi besleyen arka planlar gibi sapasağlam hayatın tam ortasındalar. O maceradan bu drama, geçmişteki komedyadan gelecekteki bilim-kurguya doğru akışkanlığını yitirmeden nefes alıp veren Tardigrad’lar gibi daima karşımıza çıkmakta.
Bilimkurgu yazarı Sadık Yemni'nin dediği gibi, "Fantastik edebiyat, evrenin dört bir yanında olup bitenlerin yankılarının, ilham olarak beynimizde belirmesidir."
No comments:
Post a Comment