08/05/2014

Röportajın Tamamı


Marmara Eğitim Kurumları- Özel Marmara Anadolu Teknik Meslek Lisesi Radyo/Televizyon Bölümü İle Yaptığım Röportajın Tamamı



Emel Kosi ile Kitapları ve Yazarlık Hakkında Bir Röportaj


Emel Kosi’ye yazarlık ve kitapları hakkında sorular sorduk. Öncelikle kendisine bizi kırmayıp, sorularımızı cevaplandırdığı için Marmara Eğitim Kurumları adına teşekkür ederim.


-Metehan Mete: Bize biraz kendinizden ve kitaplarınızdan bahseder misiniz?

Emel Kosi: Ben bir fantastik kurgu yazarıyım. Birçok yurtiçi ve yurtdışı menşeili dergide (çocuk-genç-yetişkin) kısa hikayeler yazmaktayım. Kısa bir dönem, çocuklar için yazdığım hikâyelerin bazılarını da seslendirdim. Yani bir nevi hikaye seslendirmenliği yaptım. İlk kitabım Mavi Kuyruk, 2013 yılında yayımlandı. Kısa bir süre önce fantastik bir seriye başladım: Kuzgun Efsanesi Serisi. Bu fantastik üçlemenin ilk kitabı olan Siyah Palto Mayıs 2014 itibariyle okurlarıyla buluşacak. Üçlemenin diğer iki kitabı da yine bu yıl raflarda yerlerini alacak.

-Metehan Mete: Kitap hakkında bize biraz ön bilgi verebilir misiniz?

Emel Kosi: Kuzgun Efsanesi üç kitaptan oluşan bir seri yani ‘fantastik üçleme’ olacak. Serinin ilk iki kitabı hazır, şu sıralar üçüncü kitabı yazmaktayım. Adından da anlaşılacağı gibi, kuzgunların gizemli yaşamlarını kurguladığım bir roman oldu. Hepimiz kuzgunların ne kadar gizemli ve zeki birer canlı olduklarını; aynı zamanda ne kadar uzun ömürlü olduklarını biliriz. Yıllar boyu kuzgunlar ve kargalar hakkında defalarca bilimsel araştırmalar yapılmış, hemen hepsinde de ortak/benzer sonuçlar alınmıştır: onlar zeki, ketum ve mistik canlılardır. Mesela İngiliz efsanelerinde kuzgunun boğuk uğultusu ölüm habercileri olarak anılmasına sebep olmuştur. Bazı söylentilere göre de kuzgun sırlar öğretmeni ve şifacı olarak bilinir. Kızılderili mitolojisinde kuzgun, ruhu huzura kavuşmamış, son dileği yerine gelmemiş kişinin hayata tekrar geri dönmüş halidir. Kuzgunlar hakkında bunca mistik konu varken onlar hakkında bir roman yazmam kaçınılmaz oldu tabi J

-Metehan Mete: Yazmaya ilk başladığınız zamandan bu yana örnek aldığınız başka yazar ya da yazarlar oldu mu?

Emel Kosi: Elbette oldu. Ben bir Neil Gaiman hayranıyım. İlk kez kitabını okuduğumda daha önce rafa kaldırdığım bir çok hikayemi yeniden kaleme almaya karar vermiştim. Yazarlık kariyerim onunla gün yüzüne çıktı diyebilirim. Tabi onun dışında da severek okuduğum birçok yazar var. Kiminin tasarladığı dünyalar, kiminin üslubu, kiminin de bulduğu karakterler hoşuma gider. Tolkien, Ray Bradburry, Terry Pratchett, George Orwell, Edith Wharton, Jonathan Carrol, Truman Capote, J.K.Rowling ve Orhan Pamuk bunların bir kısmı…

-Metehan Mete: Pek çok yazar, yazmaya başladığında sessiz ve yalnız kalabilecekleri ortamları tercih etmişler. Siz yazarken nelere dikkat edersiniz? Mesela hiç batıl inancınız var mı?

Emel Kosi:  Genellikle gürültüden uzak, yalnız kalabileceğim ve mümkünse kapısı olan bir yer tercih ediyorum. :) Gerçi çoğu zaman bu sessizlik müzik sesiyle bozulabiliyor. Hikayenin bazı bölümlerinde müzik ihtiyacı hissediyorum. O an hikayenin akışı nasılsa o tarzda bir müzik dinleyerek (yavaş, hareketli, agresif, mistik müzikler vb.)  yazıyı daha akıcı hale getiriyorum aslında. Batıl inanca gelirsek; hiç batıl inancım yok.

-Metehan Mete: Sizce yazmak bir yetenek işi midir yoksa sonradan da yazar olunabilir mi?

Emel Kosi: Akla gelebilen her meslek yetenek ister diye düşünürüm ben. Yeteneğiniz vardır ancak bunu geliştirmezseniz aynı yerde sayarsınız. Benim için yazarlıkta en etkili sır okumaktır. Öyle böyle değil, çok okumaktan bahsediyorum. Bir oda dolusu kitabınız, duvardan duvara kocaman bir kütüphaneniz olabilir. Bu iyiye işaret ancak kitabı rafta soğutup bayatlatmayacaksınız. Kitap, sizin için aldığınız ilk gün sıcaktır, tazedir. Beklettikçe hem onun hem de sizin tadınız kaçar. Bol ve sık sık okumaktan söz ediyorum.

Metehan Mete: Yani yazar adaylarına sık ve bol okumalarını tavsiye ediyorsunuz?

Emel Kosi: Elbette. İşin en can alıcı sırrı bu. Türkiye’de son yıllarda birçok yazar yetiştiren kurslar gündeme geldi. Buralara gidilir, temel eğitimler alınabilir ancak dediğim gibi işin sırrı çok ve sık okumaktan geçiyor. Birde okurken okuduğunu anlamak, yazarın kalemine dokunmak gerekir, şayet bir şeyleri örnek almak istiyorsanız. Mesela okurken kendinizi hikaye örgüsünde dolaşan bir örümcek gibi görün. Her bölüme, her paragrafa bir ağ atın, sonra örün o ağları. Birde bakmışsınız öyle bir dalmışsınız ki hikayenin içine, finalde son noktayı siz koyuyorsunuz. Her okuduğunuz kitaba attığınız ağlar, ilerde kendi hikayenizi/kitabınızı örmenizde yardımcı olacaktır.









-Metehan Mete:  Bir hikayeye başlarken anlatacaklarınız ve hikayenin karakterleri için önceden bir ön araştırma, düşünme ya da ilham gelmesini bekleme gibi durumlarınız oluyor mu?

Emel Kosi: Washington’da bir dergide yazıyorum. Mesela onlar bana önceden temalar yolluyorlar. Temalara göre hikaye yazıyorum. O zaman resim üzerinde düşünmem, kurgulamam, hayal etmem gerekiyor. Ancak kitaplarımda durum daha farklı işliyor. Bazen satırlar kendiliğinden geliyor, bazen de sabah uyandığımda aklımda beliriveriyor. Genellikle sabahları çok erken saatlerde uyanırım. Bunun bana çok fazla katkısı olduğunu düşünüyorum. Kitap, bölüm, hikaye isimleri ve hikaye örgüleri genellikle uyandığımda aklımda çınlamaya başlıyor J Kuzgun Efsanesi için yoğun bir ön araştırma yaptığım doğru. Bu kaçınılmazdı. Kuzgunlar hakkında her şeyi bilmeliydim. Mesela serinin ikinci kitabı, ilk kitaba göre farklı olacak. İkinci kitapta yarı kuzgun yarı insan ırkların tarihlerine iniyorum. Eski çağlarda Londra topraklarında geçen bir kurgu oldu. Bunun üzerinde epeyce çalıştım.

-Metehan Mete: Fantastik türde yazma sebebiniz nedir? Neden bu türü tercih ettiniz?

Emel Kosi:  Fantastik kurgu yazmamın yegane sebebi “Benim”. Kendimi bildim bileli ruhumda gezinen bir kaşif var. Ben ona ruhumun fantastik kaşifi diyorum. Oturup hangi türde yazmaya başlasam diye hiç düşünmedim çünkü zaten bunu biliyordum. Çocukken okulda ya da başka bir yerde-hatta evde bile-kendimi hep bir oyunun, maceranın, gizemin, mistik olayların içindeymiş gibi hissederdim. Okuldan eve yürürken her an önümde eğrilip bükülen, dalgalanan bir zaman kapısı açılacak ve ben hiç tereddütsüz içine girip zamanda yolculuk yapacaktım. Bazen de bir anda bir şey olacak ve bambaşka boyutlara geçeceğimi, gizemli dünyalarla buluşacağımı hayal ederdim. Bazı günler de etrafımda gördüğüm tüm cansız şeylerin (mobilyalar, mutfak eşyaları, oyuncaklarım, evler, bahçeler ve bahçelerin içinde ne varsa vb.) bir gün benimle konuşacağını ama sadece benim onların dilinden anlayabileceğimi düşünüp heyecanlanırdım. Bunları tuhaf algılayanlar olmasın sakın, ben sadece farklı dünyalar hayal etmeyi ve yaşadığım anları bir oyunun parçası gibi görmeyi seviyordum.

- Metehan Mete: Hala aynı şeyleri hayal ediyor musunuz? Mesela yakın zamanda hiç böyle düşündüğünüz oldu mu?

Emel Kosi: Böyle düşünemezsem tek satır yazamam ki, hatta yazmak bir kenara hayattan zevk alamam. Benim ruhum böyle. Yakın zamanda derken, elbette kitabımı yazarken daima satır aralarında gezinir, kelimeleri ben yazdığım halde hayal gücümün onları coşkuyla bir araya getirmesini izlerim. Sonra birde bakmışım hikayemin ortasındayım. Londra’ya ilk gittiğim dönemlerde şu meşhur Trafalgar meydanındaki Landseer aslanlarının yanına gitmiştim. Yüksek mermer kaideye oturtulmuş dev Landseer aslanları. Onlarla ilgili bir kitap okumuştum ve ilk gidişimde onlardan birinin yanına çıkıp onunla konuşmuştum. Eminim o an biri beni fark etse herhalde ne kadar komik bir kaçık olduğumu düşünecekti J

-Metehan: Mete Bildiğim kadarıyla siz sık sık Londra-İstanbul arasında gidip geliyorsunuz. İlk yazılarınızın temelini nerede attığınızı ve o yerin sizin gözünüzdeki önemini anlatır mısınız?

Emel Kosi: Aslında ilk kısa hikayemi lise çağlarımda, İstanbul’da yazmıştım. Aslına bakılırsa benim ilk kitap girişimim Londra’dayken oldu. Londra oldukça fantastik ve mistik bir şehir, her sokakta bolca malzeme bulursunuz. Başınızı ne tarafa çevirseniz bir kısa öykü çıkıverir. Bu benim için böyle. Mavi Kuyruk ve aynı zamanda yayımlanmayan rafa kaldırdığım bir başka kitabımın temellerini orada atmıştım. Kuzgun Efsanesi: Siyah Palto ise tamamen orada yazıldı diyebilirim. Kitabın yarıdan fazla bölümü Londra’da tamamlandı. Ben, kitabımda kullandığım yer, mekan isimlerine oldukça dikkat ederim. Genellikle gittiğim, bildiğim yerler olmasına özen gösteririm. Bunu da Siyah Palto ’da sonuna kadar kullandım.

-Metehan Mete: Fantastik Edebiyatın Türkiye’deki gidişatını nasıl görüyorsunuz? Sizce bu türde yazan yazarların sayısı yeterli düzeyde mi?

Emel Kosi: Son yıllarda gerek yazılan hikayeler ve kitaplar, gerekse yazar sayısı açısından güzel gelişmeler olduğunu görüyorum. Fantazya ailesi için şimdilik bu kadar gelişmenin yetersiz olduğu bir gerçek ancak Fantastik Edebiyatın önemini vurgulayan ve yeni yazarlara kapılar açacak dernekler kuruldukça, Türkiye’de bu konuda daha hızlı ve faydalı gelişmeler olduğunu görebileceğiz diye düşünüyorum. Bunun yanında kalemi sağlam fantastik kurgu yazarlarımızda var elbette.

-Metehan Mete: Son zamanlarda bir çırpıda okuyup bitirdim dediğiniz bir kitap oldu mu?

Emel Kosi: Şimdilerde henüz vizyona giren Veronica Roth’un “Uyumsuz” isimli kitabı diyebilirim. Filmini de izleme fırsatı buldum ancak kitap daha sürükleyici ve kurgu harikaydı.

-Metehan Mete: Peki, Emel Kosi yazmanın dışında neler yapmaktan ve nerelere gitmekten hoşlanır?

Emel Kosi: Yazmanın dışında yapmaktan hoşlandığım şeylerin başında; yine yazmak açısından önem taşıdığını düşündüğüm seyahat etmek ve yeni yerler keşfetmek geliyor. Kitap okumayı hiç söylemiyorum bile. Kocaman bir fincanda filtre kahve eşliğinde huşu içinde bir kitap okumanın üzerine hiçbir şey geçemez J

-Metehan Mete: Şu sıralar katılacağınız bir etkinlik var mı?

Emel: Kitap çıkar çıkmaz sıcağı sıcağına ilk durağım Kocaeli Kitap Fuarı olacak. 24 Mayıs Cumartesi 12:00 18:00 saatleri arasında herkesi P Kitap standına bekliyorum J


2 comments:

  1. Emel Hanım, sizi dinlerken de, röportajı okurken de çok keyif aldım ama keşke yumuşak sevgi dolu sesinizi ve sıcak gülümsemenizi de gösterebilseydik. Marmara Eğitim Kurumlarında görev alan, Avaz dergisini çıkaran İlknur Aygün Hocamız da ''tam aradığım yazarı bulmuşsunuz, mutlaka okulumuzda söyleşiye de gelmeli'' diyerek memnuniyetini belirtti. Çok teşekkür ederiz. saygı ve sevgilerimizle.

    ReplyDelete
  2. Marmara Egitim Kurumlari Avaz Dergisi'ne ve basarili ogrencileri Metehan Mete'ye sevgi dolu tesekkurler :) Okullarina gelip birebir sohbet edecek olmaktan oturu onur duyarim.

    ReplyDelete

Anlatan mı, Susan mı?

  Geçen gün Netflix’de yayına giren His&Hers dizisini bir solukta bitirdiğimi belirtmeliyim. Bir kurgu yazarı gözüyle izlediğimde eleşti...