Marmara Eğitim Kurumları- Özel Marmara Anadolu Teknik Meslek Lisesi Radyo/Televizyon Bölümü İle Yaptığım Röportajın Tamamı
Emel Kosi ile Kitapları ve Yazarlık Hakkında Bir Röportaj
Emel Kosi’ye yazarlık ve kitapları hakkında sorular
sorduk. Öncelikle kendisine bizi kırmayıp, sorularımızı cevaplandırdığı için Marmara Eğitim Kurumları adına teşekkür ederim.
-Metehan Mete:
Bize biraz kendinizden ve kitaplarınızdan bahseder misiniz?
Emel Kosi: Ben bir fantastik kurgu yazarıyım. Birçok
yurtiçi ve yurtdışı menşeili dergide (çocuk-genç-yetişkin) kısa hikayeler
yazmaktayım. Kısa bir dönem, çocuklar için yazdığım hikâyelerin bazılarını da
seslendirdim. Yani bir nevi hikaye seslendirmenliği yaptım. İlk kitabım Mavi
Kuyruk, 2013 yılında yayımlandı. Kısa bir süre önce fantastik bir seriye
başladım: Kuzgun Efsanesi Serisi. Bu
fantastik üçlemenin ilk kitabı olan Siyah Palto Mayıs 2014 itibariyle
okurlarıyla buluşacak. Üçlemenin diğer iki kitabı da yine bu yıl raflarda
yerlerini alacak.
-Metehan Mete:
Kitap
hakkında bize biraz ön bilgi verebilir misiniz?
Emel Kosi:
Kuzgun
Efsanesi üç kitaptan oluşan bir seri yani ‘fantastik üçleme’ olacak. Serinin
ilk iki kitabı hazır, şu sıralar üçüncü kitabı yazmaktayım. Adından da
anlaşılacağı gibi, kuzgunların gizemli yaşamlarını kurguladığım bir roman oldu.
Hepimiz kuzgunların ne kadar gizemli ve zeki birer canlı olduklarını; aynı
zamanda ne kadar uzun ömürlü olduklarını biliriz. Yıllar boyu kuzgunlar ve
kargalar hakkında defalarca bilimsel araştırmalar yapılmış, hemen hepsinde de
ortak/benzer sonuçlar alınmıştır: onlar zeki, ketum ve mistik canlılardır.
Mesela İngiliz efsanelerinde kuzgunun boğuk uğultusu ölüm habercileri olarak anılmasına sebep olmuştur. Bazı
söylentilere göre de kuzgun sırlar
öğretmeni ve şifacı olarak bilinir.
Kızılderili mitolojisinde kuzgun, ruhu huzura kavuşmamış, son dileği yerine
gelmemiş kişinin hayata tekrar geri dönmüş halidir. Kuzgunlar hakkında bunca
mistik konu varken onlar hakkında bir roman yazmam kaçınılmaz oldu tabi J
-Metehan Mete:
Yazmaya
ilk başladığınız zamandan bu yana örnek aldığınız başka yazar ya da yazarlar
oldu mu?
Emel Kosi:
Elbette
oldu. Ben bir Neil Gaiman hayranıyım. İlk kez kitabını okuduğumda daha önce
rafa kaldırdığım bir çok hikayemi yeniden kaleme almaya karar vermiştim. Yazarlık
kariyerim onunla gün yüzüne çıktı diyebilirim. Tabi onun dışında da severek
okuduğum birçok yazar var. Kiminin tasarladığı dünyalar, kiminin üslubu,
kiminin de bulduğu karakterler hoşuma gider. Tolkien, Ray Bradburry, Terry
Pratchett, George Orwell, Edith Wharton, Jonathan Carrol, Truman Capote,
J.K.Rowling ve Orhan Pamuk bunların bir kısmı…
-Metehan Mete:
Pek
çok yazar, yazmaya başladığında sessiz ve yalnız kalabilecekleri ortamları
tercih etmişler. Siz yazarken nelere dikkat edersiniz? Mesela hiç batıl
inancınız var mı?
Emel Kosi:
Genellikle gürültüden
uzak, yalnız kalabileceğim ve mümkünse kapısı olan bir yer tercih ediyorum. :)
Gerçi çoğu zaman bu sessizlik müzik sesiyle bozulabiliyor. Hikayenin bazı
bölümlerinde müzik ihtiyacı hissediyorum. O an hikayenin akışı nasılsa o tarzda
bir müzik dinleyerek (yavaş, hareketli, agresif, mistik müzikler vb.) yazıyı daha akıcı hale getiriyorum aslında.
Batıl inanca gelirsek; hiç batıl inancım yok.
-Metehan Mete:
Sizce
yazmak bir yetenek işi midir yoksa sonradan da yazar olunabilir mi?
Emel Kosi:
Akla
gelebilen her meslek yetenek ister diye düşünürüm ben. Yeteneğiniz vardır ancak
bunu geliştirmezseniz aynı yerde sayarsınız. Benim için yazarlıkta en etkili
sır okumaktır. Öyle böyle değil, çok okumaktan bahsediyorum. Bir oda dolusu
kitabınız, duvardan duvara kocaman bir kütüphaneniz olabilir. Bu iyiye işaret ancak
kitabı rafta soğutup bayatlatmayacaksınız. Kitap, sizin için aldığınız ilk gün
sıcaktır, tazedir. Beklettikçe hem onun hem de sizin tadınız kaçar. Bol ve sık
sık okumaktan söz ediyorum.
- Metehan Mete:
Yani
yazar adaylarına sık ve bol okumalarını tavsiye ediyorsunuz?
Emel Kosi: Elbette. İşin en can alıcı sırrı bu.
Türkiye’de son yıllarda birçok yazar yetiştiren kurslar gündeme geldi. Buralara
gidilir, temel eğitimler alınabilir ancak dediğim gibi işin sırrı çok ve sık okumaktan
geçiyor. Birde okurken okuduğunu anlamak, yazarın kalemine dokunmak gerekir, şayet
bir şeyleri örnek almak istiyorsanız. Mesela okurken kendinizi hikaye örgüsünde
dolaşan bir örümcek gibi görün. Her bölüme, her paragrafa bir ağ atın, sonra
örün o ağları. Birde bakmışsınız öyle bir dalmışsınız ki hikayenin içine,
finalde son noktayı siz koyuyorsunuz. Her okuduğunuz kitaba attığınız ağlar,
ilerde kendi hikayenizi/kitabınızı örmenizde yardımcı olacaktır.
-Metehan Mete: Bir
hikayeye başlarken anlatacaklarınız ve hikayenin karakterleri için önceden bir
ön araştırma, düşünme ya da ilham gelmesini bekleme gibi durumlarınız oluyor
mu?
Emel Kosi:
Washington’da
bir dergide yazıyorum. Mesela onlar bana önceden temalar yolluyorlar. Temalara
göre hikaye yazıyorum. O zaman resim üzerinde düşünmem, kurgulamam, hayal etmem
gerekiyor. Ancak kitaplarımda durum daha farklı işliyor. Bazen satırlar
kendiliğinden geliyor, bazen de sabah uyandığımda aklımda beliriveriyor.
Genellikle sabahları çok erken saatlerde uyanırım. Bunun bana çok fazla katkısı
olduğunu düşünüyorum. Kitap, bölüm, hikaye isimleri ve hikaye örgüleri
genellikle uyandığımda aklımda çınlamaya başlıyor J
Kuzgun Efsanesi için yoğun bir ön araştırma yaptığım doğru. Bu kaçınılmazdı.
Kuzgunlar hakkında her şeyi bilmeliydim. Mesela serinin ikinci kitabı, ilk
kitaba göre farklı olacak. İkinci kitapta yarı kuzgun yarı insan ırkların
tarihlerine iniyorum. Eski çağlarda Londra topraklarında geçen bir kurgu oldu.
Bunun üzerinde epeyce çalıştım.
-Metehan Mete:
Fantastik
türde yazma sebebiniz nedir? Neden bu türü tercih ettiniz?
Emel Kosi: Fantastik kurgu yazmamın
yegane sebebi “Benim”. Kendimi bildim bileli ruhumda gezinen bir kaşif var. Ben
ona ruhumun fantastik kaşifi diyorum.
Oturup hangi türde yazmaya başlasam diye hiç düşünmedim çünkü zaten bunu
biliyordum. Çocukken okulda ya da başka bir yerde-hatta evde bile-kendimi hep
bir oyunun, maceranın, gizemin, mistik olayların içindeymiş gibi hissederdim.
Okuldan eve yürürken her an önümde eğrilip bükülen, dalgalanan bir zaman kapısı
açılacak ve ben hiç tereddütsüz içine girip zamanda yolculuk yapacaktım. Bazen
de bir anda bir şey olacak ve bambaşka boyutlara geçeceğimi, gizemli dünyalarla
buluşacağımı hayal ederdim. Bazı günler de etrafımda gördüğüm tüm cansız
şeylerin (mobilyalar, mutfak eşyaları, oyuncaklarım, evler, bahçeler ve
bahçelerin içinde ne varsa vb.) bir gün benimle konuşacağını ama sadece benim
onların dilinden anlayabileceğimi düşünüp heyecanlanırdım. Bunları tuhaf
algılayanlar olmasın sakın, ben sadece farklı dünyalar hayal etmeyi ve
yaşadığım anları bir oyunun parçası gibi görmeyi seviyordum.
- Metehan Mete:
Hala aynı şeyleri hayal ediyor musunuz? Mesela yakın zamanda hiç böyle
düşündüğünüz oldu mu?
Emel Kosi: Böyle düşünemezsem tek satır yazamam
ki, hatta yazmak bir kenara hayattan zevk alamam. Benim ruhum böyle. Yakın
zamanda derken, elbette kitabımı yazarken daima satır aralarında gezinir,
kelimeleri ben yazdığım halde hayal gücümün onları coşkuyla bir araya
getirmesini izlerim. Sonra birde bakmışım hikayemin ortasındayım. Londra’ya ilk
gittiğim dönemlerde şu meşhur Trafalgar meydanındaki Landseer aslanlarının
yanına gitmiştim. Yüksek mermer kaideye oturtulmuş dev Landseer aslanları.
Onlarla ilgili bir kitap okumuştum ve ilk gidişimde onlardan birinin yanına çıkıp
onunla konuşmuştum. Eminim o an biri beni fark etse herhalde ne kadar komik bir
kaçık olduğumu düşünecekti J
-Metehan: Mete
Bildiğim kadarıyla siz sık sık Londra-İstanbul arasında gidip geliyorsunuz. İlk
yazılarınızın temelini nerede attığınızı ve o yerin sizin gözünüzdeki önemini
anlatır mısınız?
Emel Kosi:
Aslında
ilk kısa hikayemi lise çağlarımda, İstanbul’da yazmıştım. Aslına bakılırsa
benim ilk kitap girişimim Londra’dayken oldu. Londra oldukça fantastik ve
mistik bir şehir, her sokakta bolca malzeme bulursunuz. Başınızı ne tarafa
çevirseniz bir kısa öykü çıkıverir. Bu benim için böyle. Mavi Kuyruk ve aynı
zamanda yayımlanmayan rafa kaldırdığım bir başka kitabımın temellerini orada
atmıştım. Kuzgun Efsanesi: Siyah Palto
ise tamamen orada yazıldı diyebilirim. Kitabın yarıdan fazla bölümü Londra’da
tamamlandı. Ben, kitabımda kullandığım yer, mekan isimlerine oldukça dikkat
ederim. Genellikle gittiğim, bildiğim yerler olmasına özen gösteririm. Bunu da
Siyah Palto ’da sonuna kadar kullandım.
-Metehan Mete: Fantastik
Edebiyatın Türkiye’deki gidişatını nasıl görüyorsunuz? Sizce bu türde yazan
yazarların sayısı yeterli düzeyde mi?
Emel Kosi: Son yıllarda gerek yazılan hikayeler ve
kitaplar, gerekse yazar sayısı açısından güzel gelişmeler olduğunu görüyorum.
Fantazya ailesi için şimdilik bu kadar gelişmenin yetersiz olduğu bir gerçek
ancak Fantastik Edebiyatın önemini vurgulayan ve yeni yazarlara kapılar açacak
dernekler kuruldukça, Türkiye’de bu konuda daha hızlı ve faydalı gelişmeler
olduğunu görebileceğiz diye düşünüyorum. Bunun yanında kalemi sağlam fantastik
kurgu yazarlarımızda var elbette.
-Metehan Mete:
Son
zamanlarda bir çırpıda okuyup bitirdim dediğiniz bir kitap oldu mu?
Emel Kosi:
Şimdilerde
henüz vizyona giren Veronica Roth’un “Uyumsuz” isimli kitabı diyebilirim. Filmini
de izleme fırsatı buldum ancak kitap daha sürükleyici ve kurgu harikaydı.
-Metehan Mete: Peki,
Emel Kosi yazmanın dışında neler yapmaktan ve nerelere gitmekten hoşlanır?
Emel Kosi:
Yazmanın
dışında yapmaktan hoşlandığım şeylerin başında; yine yazmak açısından önem
taşıdığını düşündüğüm seyahat etmek ve yeni yerler keşfetmek geliyor. Kitap
okumayı hiç söylemiyorum bile. Kocaman bir fincanda filtre kahve eşliğinde huşu
içinde bir kitap okumanın üzerine hiçbir şey geçemez J
-Metehan Mete: Şu
sıralar katılacağınız bir etkinlik var mı?
Emel: Kitap çıkar çıkmaz sıcağı sıcağına ilk
durağım Kocaeli Kitap Fuarı olacak. 24 Mayıs Cumartesi 12:00 18:00 saatleri arasında herkesi P Kitap
standına bekliyorum J


Emel Hanım, sizi dinlerken de, röportajı okurken de çok keyif aldım ama keşke yumuşak sevgi dolu sesinizi ve sıcak gülümsemenizi de gösterebilseydik. Marmara Eğitim Kurumlarında görev alan, Avaz dergisini çıkaran İlknur Aygün Hocamız da ''tam aradığım yazarı bulmuşsunuz, mutlaka okulumuzda söyleşiye de gelmeli'' diyerek memnuniyetini belirtti. Çok teşekkür ederiz. saygı ve sevgilerimizle.
ReplyDeleteMarmara Egitim Kurumlari Avaz Dergisi'ne ve basarili ogrencileri Metehan Mete'ye sevgi dolu tesekkurler :) Okullarina gelip birebir sohbet edecek olmaktan oturu onur duyarim.
ReplyDelete